Plaza Dili: Profesyonel Görünmek ile İş Yapmak Arasında
Toplantı odalarından aşina olduğumuz ışıltılı cümlelere ve can simidi söylemlere sık tanık oluyoruz:
Toplantı odalarından aşina olduğumuz ışıltılı cümlelere ve can simidi söylemlere sık tanık oluyoruz:
Kulağa profesyonel gelse de kırılgan bu dil, çoğumuz için öz’den uzaklaşmanın ve yüzeysel başarı algısının en somut çıktısı, belirsizliği örtbas eden "sis perdesi” niteliğinde.
Kelimeler Büyüyor, Anlam Küçülüyor
Başarıyı, eylem ve sonuçtan koparıp tamamen algıya endeksleyen jargonla, sorumluluğu erteliyor; anlıyor gibi davranıyor, yönetiyor gibi görünüyoruz.
Neleri gizlediği belirsiz klişelere ek, hayatımızın her alanına sızmış ifade kirliliğini de göz ardı etmemek gerek: “Bir back-up plan oluşturalım & deep-dive geçelim.” “Buraya bir checkpoint ekleyelim.” “Biraz daha align olmamız lazım.” “Fine-tune etmemiz şart.” “Bunu doğru bir set-up ile başlatmak lazım.” “Tempoyu resetleyelim.” “Konu biraz daha push istiyor.” “Önce bir sync olalım ekipçe.”
Net İfade Etmek Gerekirse
Sağlıklı kurumlar süslü cümlelerle değil, açık bir dille konuşur.
Ne yaptığını bilir, neyi neden önceliklendirdiğini anlatabilir.
Sorunu saklamaz, körlük yaşamaz; cilalamaz, sorumluluktan kaçmaz.
Belirsizliğe sığınmaz.
Yetenek Mıknatısı Olarak Sadelik
İşveren markası, plaza diliyle örülmüş bir "vitrin" değil, şeffaf bir vaat olmalıdır.
Sağlıklı bir kurum ne yaptığını bilir ve önceliklerini net anlatır. İşveren markası stratejinizde, şirketin "karmaşık vizyonunu" plaza dilinden arındırıp bir stajyerin bile heyecanla anlayabileceği seviyeye indirmek, markanızı rakiplerinizden ayıracaktır.

Yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmamış.
Gönderilen yorumlar moderasyon ekibi tarafından incelenir.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yapabilir.
Lütfen hesabına giriş yap veya yeni üye ol.