Başarıya Maruz Kalmak: LinkedIn’in Yarattığı Tükenmişlik Hissi
LinkedIn, dünyada profesyonelleri birbirine bağlamak, iş dünyasındaki iletişimi kolaylaştırmak ve kariyerlerinde daha verimli ve başarılı olmalarını sağlamak amacıyla kuruldu.
Elbette kurulan ve büyüyen her sosyal medya platformu gibi yerinde kalmayacaktı, değişecekti ve dönüşecekti. LinkedIn de zamanla artık yalnızca bir iş ağı değil, insanların başarılarını sergilediği dijital bir vitrin haline geldi. Terfiler, ödüller, yeni işler, konuşmalar, “gururla paylaşmak isterim” postları havada uçuşmaya başladı.
Peki gerçekten herkesin başarısı samimi mi? Yoksa paylaşım kültürünün beraberinde getirdiği abartı da buna eşlik ediyor mu?
Yetenekli insanların yanında, yeterli derecede o yeteneğe sahip olmayanlar da “mış gibi” yapmaya ve bunun üzerinden kurdukları sosyal medya kimliklerine iş hayatını da eklemeye başladı. Gösterişli sosyal medya rüzgârına LinkedIn kullanıcıları da fazlasıyla kapılmış durumda.
Tabii dünyada maalesef herkes istediği mesleği yapamıyor ya da uzun süre işsiz kalabiliyor. Hele hele dünyanın kaynaklarının giderek azaldığı, savaşların ve krizlerin patlak verdiği bu dönemde işsizlik oranları da çok iyi bir noktaya doğru gitmiyor.
LinkedIn gibi platformlarda sürekli başarıya maruz kalan kişilerde; yetersizlik hissi, kariyer kaygısı, motivasyon düşüşü, tükenmişlik ve kıyas baskısı oluşabiliyor. Eskiden sadece aile arasında akraba ve komşu çocukları yarıştırılırken, şimdi mesele gözümüzün önünde küresel bir hâl almış durumda. Dünya bireyselcilik ve pozitif düşünme “kasırgasından” o kadar etkilendi ki negatifler ne kadar saklanırsa, pozitifler bir o kadar büyük pompalanıyor.
Araştırmalara göre dijital profesyonel ağlar artık yalnızca bir networking alanı değil, çalışanların kendilerini sürekli olarak değerlendirdiği psikolojik bir alan hâline gelmiş durumda. Bu kusursuzluk hali, bazı yeteneklerinden şüphe duyan insanlarda bile yetersizlik hissi yaratabiliyor. Sürekli iyi görünme çabası ise çalışanlarda kariyer aceleciliği ve sürekli üretken olma baskısı gibi sorunlara neden olabiliyor.
Kişisel gelişim ve pozitif düşüncenin fazlasıyla pompalanmasının ardından LinkedIn’e de “hayallerinin peşinden git”, “asla vazgeçme”, “5 yılda CEO oldum” gibi içerikler yansımaya başladı. Ancak bu söylemler hayatın gerçekliğinden uzaklaştığında, çalışanlar üzerinde ilhamdan çok baskı yaratabiliyor.
Twitter’ın X’e dönüşmesinin ardından kendine ifade alanı bulamayan ve iş dünyasındaki sorunları dile getirmek isteyenlerin sayısı da son dönemde LinkedIn’de hiç de az değil. İnsanlar artık yaşadıkları kötü deneyimleri, tükenmişliklerini ve iş hayatındaki sorunlarını da platformda daha açık şekilde paylaşmaya başladı.
Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre ise; bir işi gerçekten iyi yapan kişiler genellikle “Kesinlikle yaparım, benden daha iyisi yok” gibi iddialı cümleler kurmak yerine daha temkinli konuşuyor ve meseleye daha bilişsel bir yerden yaklaşıyor. Buna karşılık, daha iddialı konuşan kişilerin ise bilgi konusunda daha zayıf olup bunu söylemleriyle kapatma eğiliminde olduğu belirtiliyor. Aslında bu araştırma, bilginin ve fikrin çok bağırmaya ihtiyaç duymadığını da gösteriyor.

Yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmamış.
Gönderilen yorumlar moderasyon ekibi tarafından incelenir.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yapabilir.
Lütfen hesabına giriş yap veya yeni üye ol.