Menopoz politikaları değişiyor: İşverenden ne bekleniyor?
Türkiye’de henüz yasal bir düzenleme olmasa da küresel şirketler bu sessizliği bozmaya başladı. Farkındalık ve esneklik odaklı çalışmalar, konunun yakında Türkiye'deki İK gündeminin de kalıcı maddelerinden biri haline geleceğini gösteriyor.
Illinois ve Philadelphia’da 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek
düzenlemeler, menopoz ve perimenopozu işyerinde açık biçimde korunması gereken
alanlar arasına taşıyor. ABD’de başlayan bu hukuki hareket tek örnek değil:
Birleşik Krallık yükümlülükleri genişletirken, Avustralya kamu işverenlerine
özel rehberler geliştiriyor; bazı küresel şirketler ise mevzuatın önüne geçerek
kendi menopoz politikalarını uyguluyor.
Menopoz uzun süre çalışma hayatında kişinin kendi başına
yönetmesi beklenen bir sağlık ve yaşam dönemi olarak kaldı. Sıcak basması, uyku
bozukluğu, konsantrasyon güçlüğü veya ruh hali değişimleri işe kaçınılmaz
olarak yansısa da konu çoğu zaman hastalık izni, performans ya da esnek çalışma
başlıklarının içinde kayboldu. Çalışandan beklenen, bu dönemi kendi başına
yönetmesiydi.
Bu tablonun değişmeye başladığını gösteren en yeni örnekler
ABD’den geliyor.
Illinois’de kayda geçen düzenleme, Illinois Human Rights Act
kapsamında perimenopoz, menopoz ve bunlarla ilişkili tıbbi veya semptomatik
durumlara yönelik açık işyeri korumaları getiriyor. Yasa 1 Ocak 2027'den
itibaren işverenlerden uygun durumlarda esnek veya değiştirilmiş çalışma
saatleri, sıcaklık kontrollü çalışma ortamı, dinlenme alanı, uzaktan çalışma ya
da hafif görev gibi makul uyarlamaları değerlendirmelerini öngörüyor.
Philadelphia’nın da benzer bir adımını görüyoruz.
Belediye Başkanı Parker’ın desteğiyle hayata geçen düzenleme,
kentin Fair Practices Ordinance düzenlemesine menstruasyon, perimenopoz
ve menopozu açık bir ayrımcılık koruması olarak ekliyor. 1 Ocak 2027’de
yürürlüğe girecek düzenlemeye göre, menopozla ilişkili semptomlar çalışanın bir
veya daha fazla iş fonksiyonunu yerine getirmesini önemli ölçüde etkiliyorsa ve
çalışan bunu talep ediyorsa, işveren aşırı yük oluşturmadığı sürece makul
uyarlamayı değerlendirmekle yükümlü olacak.

Veriler çalışan ihtiyacının altını çiziyor
Menopoz deneyimi herkeste aynı değil; belirtilerin iş
üzerindeki etkisi de kişiden kişiye değişiyor. Yine de işyerinde desteğin
önemine ilişkin araştırmalar belirgin bir tablo ortaya koyuyor.
CIPD'nin (Chartered Institute of Personnel and Development) Birleşik
Krallık'ta çalışan 40-60 yaş grubundaki 2 binden fazla kadınla yaptığı 2023
araştırmasında menopoz semptomları yaşayanların yüzde 67'si belirtilerin iş
yaşamlarını çoğunlukla olumsuz etkilediğini söylerken katılımcıların yüzde 53'ü
belirtileri nedeniyle işe gidemediği en az bir dönem hatırladığını belirtti.
Araştırmanın yetenek yönetimi açısından daha dikkat çekici
sonucu ise işte kalma tarafında. Katılımcıların yüzde 17'si yeterli destek
görmediği için işten ayrılmayı düşündüğünü, yüzde 6'sı ise bu nedenle işten
ayrıldığını belirtti. Buna karşılık yalnızca yüzde 24'ü çalıştığı kurumda açık
bir menopoz politikası veya başka bir destek mekanizması bulunduğunu söyledi.
Birleşik Krallık örneklemine ait oranlar Türkiye'deki
çalışanlara doğrudan genellenemese de menopozun yalnızca bireysel wellbeing
konusu olarak ele alınmasının yetersiz kalabileceğini göstermesi açısından
etkili: mesele devamsızlık, kariyer ilerlemesi ve deneyimli çalışanların
kurumda tutulmasıyla kesişiyor.
Birleşik Krallık farklı bir yol izliyor
Menopoz Birleşik Krallık'ta kendi başına ayrı bir korunan
özellik değil. Buna karşılık semptomların niteliğine göre yaş, cinsiyet veya
engellilik korumaları devreye girebiliyor. Semptomlar uzun süreli ve
kişinin günlük faaliyetlerini önemli ölçüde etkileyen bir engellilik seviyesine
ulaştığında işveren için makul düzenleme yükümlülüğü de doğabiliyor.
2026 itibarıyla bunun da ötesine geçmeyi planlayan Birleşik
Krallık’ta 250 ve üzeri çalışanı bulunan işverenlerin menopoz desteği ve
cinsiyetler arası ücret farkına ilişkin eylem planlarının 2027'de zorunlu hale
gelmesi öngörülüyor. Resmî rehberlerde esnek çalışma saatleri, özel dinlenme
alanları, işyeri sıcaklığının düzenlenmesi ve mesleki sağlık desteği gibi
uygulamalar yer alıyor.
Buradaki model Philadelphia'dan farklı. Birinde menopoz
mevzuatta açık bir ayrımcılık ve uyarlama alanına dönüşürken, diğerinde mevcut
eşitlik hukukuna ek olarak kurumların kendi eylem planlarını oluşturması
hedefleniyor.
Bazı şirketler mevzuatın önünde ilerliyor
Hukuki değişiklikler yeni olsa da bazı büyük işverenler
menopoz desteğini daha önce çalışan deneyimi politikalarına dahil etmişti.
Vodafone, yaklaşık 100 bin çalışanını kapsayan küresel
menopoz taahhüdünü 2021'de duyurdu. Şirket, çalışanlar ve yöneticiler için
eğitim ve farkındalık programının yanında mevcut hastalık izni, tıbbi tedavi
izni, esnek çalışma ve çalışan destek programlarının menopoz yaşayan çalışanlar
için de kullanılabilmesini hedefledi. Vodafone o tarihte çalışanlarının
yaklaşık yüzde 15'inin menopozdan etkilenebileceğini tahmin ediyordu.
Birleşik Krallık sağlık sisteminde ise yaklaşım daha
kurumsallaşmış durumda. NHS Employers, kuruluşların menopoz politikaları
oluşturmasını, yöneticileri eğitmesini, sağlık ve wellbeing görüşmelerine
konuyu dahil etmesini ve rolün fiziksel koşullarının semptomları zorlaştırıp
zorlaştırmadığını değerlendirmesini öneriyor. Bazı NHS kurumlarında menopoz
destekçileri, çalışan ağları ve yönetici eğitimleri de uygulanıyor.
İK açısından mesele “menopoz politikası yazmak”tan daha geniş
Kurumların bu gelişmelerden çıkarabileceği sonuç her çalışan
için aynı çözümü sunmak olmamalı. Menopoz deneyiminin kişiden kişiye ciddi
biçimde değişmesi, standart bir yardım paketinden çok uyarlanabilir bir süreci
gerekli kılıyor.
Bir çalışan için daha serin bir çalışma ortamı yeterli
olabilirken, başka biri uyku bozukluğu nedeniyle esnek başlangıç saatine;
vardiyalı çalışan biri daha sık mola imkânına ihtiyaç duyabilir. Bazı
çalışanlar ise herhangi bir düzenleme talep etmeyebilir.
Bu nedenle İK'nın asıl tasarım alanı politika metninin
kendisinden çok yöneticinin bu talebi nasıl karşılayacağı, mahremiyetin nasıl
korunacağı, devamsızlığın nasıl kaydedileceği ve yapılan düzenlemenin
performans değerlendirmesinde dezavantaja dönüşüp dönüşmeyeceği.
Aynı konu yetenek yönetiminde de görünür hale geliyor.
Kariyerlerinin deneyimli dönemindeki çalışanların sağlıkla ilişkili geçici
ihtiyaçlarının “bağlılık sorunu” veya “performans düşüşü” olarak okunması,
kurum açısından bilgi ve deneyim kaybına dönüşebilir.
Türkiye'deki şirketlerin uluslararası düzenlemeleri birebir
kopyalaması gerekmese de farklı ülkelerden örnekler, çalışan yaşam döngüsünün
bugüne kadar daha az konuşulan bir aşamasının İK sistemlerine nasıl dahil
edilebileceğine ilişkin somut bir çerçeve sunuyor: esnek çalışma, fiziksel
ortam, devamsızlık yönetimi, yönetici eğitimi ve mahremiyet.
Menopozun çalışma hayatındaki yeni görünürlüğü bu nedenle
geçici bir wellbeing başlığından daha fazlasına işaret ediyor. Tartışma giderek
“çalışana özel bir ayrıcalık sağlanmalı mı?” noktasından uzaklaşıp, “çalışanın
işini sürdürebilmesi için hangi makul koşullar sağlanmalı?” sorusuna
yaklaşıyor.
Bu habere emoji ile tepki ver
Tek tepki verebilirsiniz; aynı emojiye tekrar basarsanız geri alınır.




